Mert’le 4 Mayıs 2024’te Ankara’da Divan Çukurhan’da evlendik. Düğünümüzü birlikte ince ince düşünerek tasarladık ve hem hazırlık sürecini hem düğünümüzü çok sevdik.
Düğün hazırlığı gerçekten zor bir süreç. Kimseyi kırmadan istediğinizi yapabilmek, incelikli bir düğün olması için detayları düşünmek, tüm bunları yaparken hayatın normal akışında devam etmesi… Ama tüm bu zorlukların yanında ilişkinizin için çok önemli bir anı olacak düğün gününü eşinizle birlikte tasarlamanın zevki şahaneydi. Hele şimdi o günün fotoğraflarına baktığımızda özellikle bazı şeyleri iyi ki yapmışız diyoruz. Deneyimlerimizden faydalanmak isteyen olursa diye “iyi ki”lerimizi paylaşıyoruz.
İyi ki düğünümüzü İstanbul dışında, Divan Çukurhan’da yapmışız
Öncelikle İstanbul’da düğün sektörü çok sinir bozucu. Hem fiyatlar hem insanlar böyle stresli bir süreci daha da stresli kılmak için yaratılmış gibiler. Bizim düğünümüzü Ankara’da yapmaya karar vermemiz tamamen internette otelin bir fotoğrafını görüp çok beğenmemizle başladı. Ankara’da olmasını o sırada çok büyük bir dezavantaj olarak görmüştük. Bizim Ankara’yla hiçbir alakamız yoktu, konuklarımızın hiçbiri Ankara ya da civarında yaşamıyordu, bu şehri tanımıyorduk bile… Oteli görmeye gittiğimizde buranın bizim için doğru yer olduğunu anladık. Sektörün İstanbul’dan 5-10 kat daha insani olması da cabası oldu. Böylece düğünümüz hayal ettiğimizden daha farklıydı ve biz dâhil katılan herkes için turistik bir gezi gibi oldu. Bu yüzden en büyük “iyi ki”lerimiz İstanbul olmaması ve Divan Çukurhan olmasıydı.
İyi ki düğün mekânımızı ve birlikte çalışacağımız kişileri seçerken en önemli kriterimiz ruhlarımızın eşleşmesi olmuş
Düğün hazırlığı mekâna karar verince büyük oranda tamamlanmış olacak diye düşünüyorduk çünkü uygun yeri bulmak için çok uğraşmıştık. Ancak aslında mekânı bulunca hazırlık daha yeni başlıyor. Mekânın süslenmesinden müziğe, fotoğraflardan davetiyelere, makyaja birçok farklı başlık için uygun firma aramaya devam etmek gerekiyor. Bizim birlikte çalışacağımız insanları seçerkenki en önemli kriterimiz onlara içimizin ısınmasıydı. Örneğin sahte mum istemediğimizi söylediğimizde “Öyle hiç güzel olmaz ama” diyen biriyle uygun bir teklif verse bile anlaşmayacaktık elbette. Bu kararımızdan çok memnun kaldık çünkü çalıştığımız kişileri de yaptıkları işleri de çook sevdik.
İyi ki 100 kişiyi geçmeyen bir düğün yapmışız
Bunun maalesef herkes için mümkün olmadığını biliyorum ama biz küçük bir düğün yapabildik ve böyle yaptığımız için çok mutlu olduk. Düğünümüz küçük olunca tüm konuklarımızı görebildik -videodan görüp de “Aa o da gelmiş miydi?” dediğimiz olmadı yani-, her biriyle sohbet edecek, mutluluğumuzu gerçekten paylaşacak fırsatımız oldu. Olanağı olan herkese küçük düğün tavsiye ederiz.
İyi ki masalara numaralar yerine isimler vermişiz
Masalara 1-2-3 diye sıradan numaralar vermek benim içime sinmiyordu. Bir şekilde hikâyeleştirmek istiyordum onları. Bizim için önemli sayıları kullanmaya karar vermiştik ilk; Mert ayın 21’inde evlenme teklifi ettiği için 21, 52 numaralı serviste tanıştığımız için 52 gibi… Ama sonra can arkadaşım Nazlı’yla 10 tane anlamlı sayı bulmanın kolay olmadığını, bazılarının zorlama olabileceğini konuştuk. Ve Nazlı, “Neden sayı yerine direkt kelime yapmıyorsunuz? Zaten fazla masa yok, insanlar bulmakta da zorlanmaz,” dedi. Bu şahane fikir çok içimize sindi ve bizim için anlamlı olan sözcükleri masa isimlerine çevirip kartlara hikâyelerini yazdık. Bu, düğünümüzü kişiselleştirmenin en tatlı yollarından biriydi bizce.



İyi ki konuklarımızı kapıda kendimiz karşılamışız
Düğünlerle ilgili en sevmediğimiz şeylerden biri konuklar geldiğinde onları çiftin ailesinin karşılamasıydı. Biz karşılayanın düğün sahipleri olması gerektiğini düşünüyorduk. Bu yüzden konuklarımız geldiğinde gelinlik ve damatlığımız olmayan daha sade kıyafetlerle onları bekliyorduk. Böylece bizim için Ankara’ya kadar gelmiş çok sevgili ailemizi ve arkadaşlarımızı kapıda karşılayarak onlara “hoş geldiniz” diyebildik. -Bunun bir avantajı da sonra masa masa gezip herkes geleli yarım saati geçmişken onlara hoş geldiniz demek durumunda olmamaktı.-
İyi ki biz de konuklarımızla birlikte yemek yemişiz
Karşılama yaptığımız için nikahtan önce yemek yiyecek fırsatımız olmadı. -Hatta karşılamaya yapmaya ilk karar verdiğimizde bu sorunu nasıl çözebileceğimizi bilememiştik.- Ancak sonra çok basit bir çözümü olduğunu fark ettik; herkes yemek yerken yemek yemek. Dolayısıyla nikahtan sonra masalarda kendimize ayırdığımız yere oturduk ve herkesle birlikte biz de yemek yedik. Bu sayede gecenin geri kalanında ayakta ve zıplayarak dans eder hâlde olmamızı sağlayan enerjimizi de toplama fırsatımız oldu.
İyi ki konuklarımıza hep kullanabilecekleri hediyeler hazırlamışız
Konuklarımıza teşekkür hediyesi olarak ne verebileceğimizi çok düşündük. Deprem bölgesinden alınmış reçellerden girdik, çam ağacı fidelerinden çıktık… Ancak daha sonra onlara hem düğünümüzde kullanabilecekleri hem de eve götürebilecekleri gelin-damat boncukları olan şampanya kadehleri hediye etmeye karar verdik. Boncukları özel yaptırdık, kadehleri satın aldık, türlü zorluklarla Ankara’ya taşıdık. Divan Çukurhan’ın her şeyi düşünen müthiş ekibi düğünden bir gün önce boncuklarımızı kadehlere geçirdi ve düğün sırasında şampanyayla birlikte konuklara dağıttılar kadehleri. Bu kadehleri şimdi arkadaşlarımızın evinde gördüğümüzde çok mutlu oluyoruz. Üstünde kocaman MELTEM VE MERT yazmadan bizi hatırlayabilecekleri bir hediye fikrinde başarılı olduğumuzu hissediyoruz.

Düğün planlama sürecinde olan herkesin “iyi ki”lerimizden yararlanmasını ve kendi “iyi ki”lerini yaratmalarını umuyorum.
Bu yazı #reklam değil, gönülden #tavsiye içerir.

Yorum bırakın