7 Ocak 2022 günü sevgilim Mert’le ilk resmi randevumuza çıktık. Başından sona sanki 1970’lerde şahane bir rüyaymış gibi geçen bu gün hakkında okurken şu albümü dinlemenizi öneririm.
Soğuk bir cuma günüydü. İşten çıktım ve onun da olduğu servise bindim. Sanki o servisten inince baş başa yemeğe gitmeyecekmişiz, el ele tutuşmayacakmışız, hayatımızın en romantik akşamlarından birini geçirmeyecekmişiz gibi farklı sıralarda, birbirimizle konuşmayarak oturduk. Herkesin önünde birbirimize pek de yakın değilmişiz gibi “iyi akşamlar” dedikten sonra hazırlanmak üzere eve gittim. Ne giyeceğini çok da düşünen bir insan olmadım hiç çünkü “simsiyah giyinmenin dayanılmaz hafifliği” diye bir gerçek var. Yine elbisemi ve giymem gereken diğer her şeyi siyah seçerek hızlıca hazırlandım. Mert attığım konumdan evimi bulmaya çalışıp kaybolurken ben de yavaş yavaş kapıya doğru indim. Hava kararmaya başlıyordu, çok güzel bir akşamüstüydü. Tam o sırada bana Hollanda’dan canlı bağlanan arkadaşım Elif telefonumun ekranındaydı, kapıda bekleyen arabayı gördüm. Bir yandan Elif’le vedalaşmaya çalışırken arabanın kapısını açtım, Mert olmayan ve bana şaşkın şaşkın bakan biriyle göz göze geldim. “Yanlış oldu herhâlde,” dedi. Meşgul, buna bağlı olarak dalgın olması anlayışla karşılanabilecek bir insan gibi davranarak kapıyı ve telefonu kapattım. Biraz sonra Mert aradığında ona nasıl bir araç beklemem gerektiğini sordum. Böylece aynı anı bir daha yaşamak zorunda kalmam diye düşündüm.
Ne yapacağımızı hiç konuşmamıştık. Şehrin bizi yönlendirmesine izin verecektik o akşam. Yalnızca bir şeye karar vermiştik, o da vapura binmekti. Beni aldı ve karşıya geçmek üzere Kadıköy’e gittik. Şehir hatlarına bindik, vapurun ahşap içi, yıpranmış bordo deri koltukları, güzel bir cuma akşamında insanların huzurunun sesi… Tam bu noktada 70’ler gibi hissettirmeye başladı o akşam. Ve takip eden her olay bu hissiyatı pekiştirdi.
Koşarak yetiştiğimiz Tünel’le aheste aheste İstiklâl’e çıktıktan sonra ben üşüdüm, o elimi tuttu, el ele oluşumuza ilk Nevizade şahit oldu. İkimizin de kalabalıklardan hoşlanmadığını, birbirimize sormaya bile gerek duymadan arka sokaklardan yürüdüğümüzü düşündüm. Onu çok sevdiğim Latife Hanım Meyhanesi’ne götürdüm. Pandemiden yeni çıkmış ve onu hiç maskesiz görmemişken bir anda fark ettim ki güzel yüzü o meyhanenin kristal avizelerine pek yakıştı. İş yerinde tanıştığım Mert Bey, sanırım o anda sevgilim Mert oldu.
Ona büyük bir açıklıkla merak ettiklerimi sordum. Mesela jilet gibi kıyafetlerini, özellikle pantolonlarının paça boylarını gerçekten çok beğendiğimi söyledim. Bir de gittim utanmadan “Annen falan mı yardım ediyor?” diye sordum. Etmiyormuş. O tıpkı 70’lerden kalma bir jön gibi satın aldığı her pantolonu paçası için terziye veriyormuş.
Biz birbirimize sevdiğimiz mezeleri, çocukluğumuzun en mutlu gününü, hatırladığımız en eski anımızı falan anlatırken meyhanenin kocaman kapısı ağır ağır açıldı. İçeri kasketli, ceketli, 70’li yaşlarda bir beyefendi girdi. Biz birbirimize baktık, o anın büyülü bir sinema karesi olduğunu hissettik ikimiz de. Beyefendi sahip olduğu en kıymetli şeymişçesine ceketini çıkartıp kapının yanındaki askılığa astı. Kösele ayakkabıları meyhanenin parkelerinde gıcırdadı, ağır ağır yanımızdan geçti. O an eminim ikimiz de iki kişilik bir masaya tek başına oturup bir duble bir dilim beyaz peynir ısmarlamasını bekledik. Ama öyle olmadı. Yüksek tavanlı bu muhteşem yapının içinde bir anda taş plaktan gibi bir ses yükseldi; bir kadın sesi. Beyefendi kemanını özenle çantasından çıkardı ve bu harika sesin sahibine eşlik etti. Neyi seslendirseler kulaklarımıza kazındı. Nadir bulunurluğuyla gözlerimizi yaşartan Kadir Bey’i ve Zuhal Hanım’ı işte orada tanıdık.
Gecenin sonunda tek tek masaları gezdiler, biz de onlara bayıldığımızı söyledik. Bizi sessiz bir masa olarak gördüklerinden emin olamamışlar keyif aldığımıza. Hâlbuki biz onların hangi günlerde orada sahne aldığını öğrenmek için can atar vaziyetteydik. Ama yine de sesleriyle, tavırlarıyla, havalarıyla yaşattıkları nostaljik güzelliğin bizi birbirimize bağlayacağından habersizdik.

Yorum bırakın