Ben hayatım boyunca ince düşünülmüş hediyeler vermeyi çok önemli buldum ve her zaman bunun için çaba sarf ettim. Peki bunu neden yaptım?
- İyi bir hediyenin 40 yıldan bile çok hatrı vardır: İyi bir hediyeverenin hediyesi emin olun çok uzun süre unutulmaz. İnce ruhunuzla düşündüğünüz bir hediyenin verdiğiniz kişinin kalbinde ve aklında kaldığını davranışlarında, söylemlerinde, gözlerinde görürsünüz.
- Mutluluk, mutluluk olarak döner: Düşünülmekten daha güzel hissettiren ne olabilir? Birini hediyenizle mutlu ettiğinizde o mutluluğun size sıçrayacağına emin olun. Deneyin, bu hissi çok seveceksiniz.
- Söz uçar, hediye kalır: Arkadaşlıklar biter, sevgililer ayrılır, insanlar ölür ama iyi hediye her zaman kalır. Bir gün artık görüşmediğiniz en yakın arkadaşınızın size yaptığı bir hediyeyi görmek ve onu hatırlamak gibi, hediyeler daima kalır.
- Ne çok zaman ne de para, sadece biraz düşünce: İyi hediye pahalı ya da çok zaman alan hediye demek değildir. Bazen birini mutsuz gördüğünüzde ona yazacağınız küçücük bir not, en büyük hediye olabilir.
İyi bir hediyeveren olmanın püf noktaları:
- Beklenmedik hediye bir tanedir: Herkes doğum gününde bir hediye bekler. Bu durum beklentiyi arttırır; hem hediyeveren için hem hediyealan için zor bir durum. Hâlbuki bir “bunu görünce aklıma geldin” ya da “böyle bir nota ihtiyacın olduğunu gördüm” hediyesi gibisi yoktur. Onu gördüğünüzü, duyduğunuzu, anladığınızı ve düşündüğünüzü belirtir.
- İçten bir not bazen hediyeyi geçer: Hediye verirken içine yazılan notları çok önemli buluyorum. Uzun da olsa kısa da olsa not, duygularınızı ifade etmeniz için bir alandır ve bazen hediyeyi notlar anlamlı kılar.
- Bazen en iyi hediye tam ihtiyacı olan şeydir: İnsan bazen ihtiyaç duyduğu şeyleri almayı erteler çünkü istediklerimiz daha önemlidir. O yüzden birine tam da ihtiyacı olan şeyi aldığınızda ne kadar sevindiğiniz görürsünüz.
- Bazense en iyi hediye uzun zamandır istediği bir şeydir: Uzun zamandır istediğiz, artık istediğinizi kendiniz bile unuttuğunuz bir hediye çıksa masanızdaki kutudan, ne hissedersiniz? Bu yüzden yakınlarınızdaki insanların size gösterdiği o kazak, gitmeyi hayal ettiği bir günlük tur ya da çok istediği herhangi bir şey, beklenmedik bir anda onların yüzünü güldürebilir.
- Kendinize almayacağınız bir şeyi başkasına almayın: Çünkü aksi, almış olmak için almaktır. Gerçekten içinize sinerek aldığınız bir hediyeyi verirkenki yüz ifadeniz bile inanın o anın büyüsünü çok etkiliyor.
- İyi hediye somut olmak zorunda değil, deneyim de olabilir: Birine bir seramik kursu satın almak ya da örneğin “Ayasofya’da Bir Gece” gibi normalde yapamayacağı bir deneyim hediye etmek her zaman bir seçenek. Aklınız sürekli somut şeylere gitmesin.
“Hayatım boyunca” diyerek iddialı bir giriş yaptığım bu yazıda size bugüne dek verdiğim ve bana verilen en güzel hediyeleri sıralayacağım. Bunlardan biri bile size birini gülümsetmek için ilham verirse, ne mutlu Dingo’nun Ahırı’na.
Neler verdim?
(Bu listede yer alan her hediye beş numaralı püf nokta dikkate alınarak verilmiştir.)
- Doğum gününde sevgilime tüm gün onu takip edecek notlar ve küçük hediyeler hazırladım. Sabah uyandığında verdiğim ilk zarf sonra bütün gün her saat başı bir not aldı; ya birisi getirdi ya ben ona talimat vermiştim, gidip kendisi aldı… Bulduğu her not onu bir sonraki nota, en son not ise bana getirdi.
- Annemin bana aylar önce gösterip ona aynısını yapmamı istediği nakış broşu doğum günü için işledim. (Bkz. püf noktalar #4)
- Lisedeyken en yakın arkadaşımıza bir şiir defteri hazırlamıştık: İçinde en sevdiğimiz şiirlerden dörtlükler, güzel fotoğraflar, yaptığımız suluboya resimler ve onun doldurmaya devam edebilmesi için boş sayfalar vardı.
- Sevgilimle ilk buluşmamızdan sonra evimdeki bir çiçeği iki kök olacak şekilde saksılara böldüm. Birini ona verdim, biri bende kaldı. Ona bunu anlatan kısa bir not yazdım.
- Eski erkek arkadaşımın ebeveynlerinin evlilik yıldönümü yemeğinde onlara evlendikleri güne ait bir maarif takvimi sayfası hediye ettim. Sayfayı bir kavanoza koydum ve kapağını üstüne baş harflerini nakış işlediğim bir kumaşla kapattım.
- Mert’le birlikte abime doğum gününe 4 gün kala yaptığımız kutlamada bir pasta yaptırdık. Pastanın üstünde şeker hamurundan abimin hayatında en sevdiği şeyler vardı. O şeker hamuru figürleri hâlâ saklıyor.
- Çok üşüyen sevgilime atkı ördüm. Ne doğum gününde ne başka bir özel günde, üşüdüğü bir günde verdim. (Bkz. püf noktalar #1)
Bana neler verildi?
- Sevgilim evinde çok beğendiğim nostaljik bir fincanı hediye etti bana. İçine yazdığı notta “fincanların buluşması dileğiyle” yazıyordu. Anladım ki aynı fincandan iki tane varmış; biri onda, biri bende. (Bkz. püf noktalar #2)
- Kalemleri çok sevdiğimi bilen annem ve babam hiç beklenmedik bir anda bana cam kalem almış, yatağımın üzerine bırakmıştı. Daha önce hiç görmediğim bu kalem bana tam bir mucit ürünü gibi görünmüştü.
- Bir işe yeni başlamıştım, en yakın arkadaşlarımdan birinin ise yeni bebeği olmuştu. Bana onun ağzından bir not yazarak çiçek göndermişti. Benim gibi bir sulu göze yapılacak şey mi bu?
- Çok yakın bir arkadaşım yine ben işe başlarken bana bir kutu hazırlamıştı. Kutunun içinde yeni işimde ihtiyacım olabilecek bir sürü şey vardı; ajanda, kalemler, post-itler, kupa, renkli ataşlar… (bkz. püf noktalar #3)
- Lisede bir doğum günümde en yakın arkadaşlarım evime gelerek beni yattığım yataktan mis kokan çiçeklerle uyandırmıştı.
- Kendime çok beğenerek aldığım bir alüminyum dolma kalemin takımı olan mekanik kurşun kalemi çok pahalı diye almamıştım. (İnsan kendine almaya kıyamıyor bazen.) Doğum günümde Mert elinde o kalemle çıkageldi.
- Bir eski sevgilim bana doğum günümde şiir yazmıştı. Her dizesini düşünmüş ve hepsini tek tek eliyle yazmıştı.
- İş yerimde oynadığımız gizli noel baba oyununda bana hediye alan kişi masama bir kitap bırakmış. İçinden muhteşem bir not çıktı: Kendisinin her yeni yılda o hikâyeyi okuduğu, bu sene okurken bazı satırlarında gözlerimizin kavuşmasını istediğini yazmıştı. (Bkz. püf noktalar #2)

Reha için bir cevap yazın Cevabı iptal et