Ben küçüklüğümden beri yazarak rahatlıyorum. Aşkımı, öfkemi, kırgınlığımı, umudumu, üzüntümü bir kâğıda yazarım, tekrar tekrar okurum, duygumun kelimelere dönüşmesi beni rahatlatır. Ama üç haftadır içimden hiçbir şey yazmak gelmiyor. Zaten hâlim de yoktu.
Birkaç yazı önce Mert’le taşınmaya çalıştığımızı ama zorlandığımızı anlatmıştım. Çok memnunuz ki uygun bir ev bulduk: Bir hafta içinde evi tuttuk, ışık hızıyla toparlandık ve taşındık. Yani Kahramanmaraş’ta depremler olduğunda evi toparlamakla, Hatay’da depremler olduğunda yeni evde toparladıklarımı yerleştirmekle meşguldüm.
Çok çok karmaşık duygular hissettim. Çaresiz hissettim çünkü o sırada çok fazla işim olduğu için maddi destek dışında hiçbir şey yapamadım. Çelişkide hissettim çünkü insanlar deprem bölgesine gönderilmek üzere koliler yaparken ben de taşınmak için onlarca koli yaptım. Bu iş gücümü yardım kolisi paketlemek için kullanabilirdim diye düşünmekten kendimi alamadım. Çok üzüldüm, özellikle ailesini bulmaya çalışan arkadaşlarımı takip ettikçe daha çok üzüldüm. Bir kez daha çaresiz ve çıkmazda hissettim çünkü onlara yanlarında olduğumu hissettirmek için söylecek söz bulamadım. Onları söyleyeceklerimle meşgul etmek istemedim zira elimden hiçbir şey gelmiyordu. Evi depremden üç gün önce tuttuk. Depremden sonraya kalsaydık bir de korkunç kira artışıyla baş etmek zorunda kalacaktık diye düşündüm, sevindim. Sonra kendi hissettiklerim üzerinden insanın ne bencil bir mahluk olduğunu anladım yeniden.
Nihayetinde son üç haftadır bu duygusal git gellerin eşliğinde ev taşıdık. Yaşam alanını birlikte tasarlayabilmek büyük bir heyecan ve çok güzel bir şey. Biz ilk defa evimizi en baştan birlikte tasarlıyoruz ve ilişkimizi çok besliyor bu süreç. Hem Mert’i ne kadar iyi tanıdığımı hem de çok daha fazla tanımak istediğimi keşfediyorum. Ben zaten eve yatırım yapmayı, her köşesinin nasıl olmasını istediğimi düşünmeyi, bir şeyler tasarlamayı, değişik eşya ya da objeleri denemeyi, onlarla gönül bağı kurmayı çok severim. Yani evi çok severim genel olarak; evde olmayı, eve bakmayı, evle uğraşmayı… O yüzden her taşınmada çok duygulanıyorum. Evlerle vedalaşmak çok zor geliyor, yaşanmışlıkları kolilere koyduktan sonra o evi bomboş görmek de.
Yüz binlerce insanın evini kaybettiğini düşünmek bu yüzden çok kalbimi kırıyor. Çünkü dediğim gibi, ben evi çok severim.

Meltem Erkmen için bir cevap yazın Cevabı iptal et