Mert bana birkaç hafta önce çok kolay bir soru sordu. Ben de evet dedim.
Mert’i tanıdığım günden beri hayatımı onunla geçirmek istediğimi, hatta geri kalan yılların muhtemelen hayal ettiğimiz şeyleri yapmamız, birbirimizi tanımamız ve sevmemiz, gitmek istediğimiz yerlerin tamamını gezebilmemiz için yeterli olmayacağını biliyorum. Bu yüzden bundan birkaç hafta önce bana “Benimle evlenir misin?” diye sorduğunda hemen evet dedim. Bundan daha kolay bir soru düşünemiyorum.
Zaten yaklaşık bir buçuk yıldır birlikte yaşadığımız, her şeyi beraber yaptığımız, hayatımızı paylaştığımız bir yaşantımız vardı. Bu yüzden evlenme fikri bizi neden bu kadar duygulandırıyor aklımla anlayamıyorum, hayatımızda hiçbir şey değişmeyecek. Ama kalbim “tabii ki çok duygusal bir şey, saçmalama” diyor. Aşkımızın TC’ye bildirilecek olması güzel sanırım.
Çok keyifli olmanın yanı sıra çok stresli bir süreç olduğu ortada. Anneannem öldüğünde ülkemizdeki ölüm pratiklerini ne kadar sorguladığımı, zorlandığımı hatırlıyorum. Evlenme süreci de kendini sorgulatan pratikler, gelenekler ve zorunluluklarla biraz böyle bir zaman sanırım. Herkes “Aman, siz istediğinizi yapın canım,” diyor ama aslında kimse istediğimizi yapmamızı istemiyor gibi.
Güzelliğinin de zorluğunun da tadını çıkaracağımız, bol bol sosyolojik analiz yapacağımız, varoluşsal gel-gitler ve “rahat mı battı?” düşüncelerinin olacağı bir dönem bizi bekliyor. Evlendikten sonra bu yazıya dönüp bakacağım ve değerlendireceğim, gerçekten toplum yüzünden gözümüzde büyüttüğümüz kadar var mı diye.
Hayatımın aşkıyla birlikteliğimizi kutlamaktan güzel ne olabilir? Biz tek siz hepiniz. ♡

Yorum bırakın