Blogumun “Ben Kimim?” bölümünden şu cümleyi artık kaldırıyorum: “İstanbul’da yaşayan, ama mümkünse taşınmaya çalışan, bir editörüm.” Çünkü artık İstanbul’da yaşamayan, göçmeyi başarmış bir editörüm.
Bundan üç yıl önce bu blogu açtığımda “Hakkında” bölümünü yazarken uzun uzun düşünmüştüm, beni ben yapan özelliklerim neler acaba diye. İstanbul’dan göçmeye çalışmayı kişiliğimin önemli bir parçası olarak görmüş olacağım ki buraya şunu yazmışım: “İstanbul’da yaşayan, ama mümkünse taşınmaya çalışan, bir editörüm.”
Doğma büyüme İstanbullu olmama rağmen kendimi hiçbir zaman tam olarak şehre ait hissetmedim. Şiirlerdeki İstanbul güzellemelerini anlamakta zorlandım, “İstanbul ya… Nereye gidersem gideyim buraya dönmek istiyorum,” diyenlerle farklı dünyaların insanları olduğumuzu hemen anladım, güneye göç etmenin hayaliyle yaşadım. Hatırlıyorum, Yeldeğirmeni’ndeki evimizin çalışma odasında yazmıştım o cümleyi bu bloga. O zaman bunu gerçekten yapabileceğime dair bir beklentim yoktu, yıllardır sahip çıkmaktan kişiliğimin bir parçası hâline gelmiş bir hayaldi sadece.
Uzunca bir süre (üç yıl kadar) düşündükten sonra Mert’le yaşamımıza Çeşme’de devam etmeye karar verdik. Benim ninem, büyük dedem buralı. Anneannem ninemi “Çeşme’den Alaçatı’ya gelin gitmiş” diye anlatırdı hep. Çeşme’nin sokaklarında ne zaman birlikte yürüsek, “Şu evde annemin kuzini otururdu”, “Büyük amcamın ikinci karısının torunu şurada okula giderdi”, “Bu binanın yerinde eskiden büyük bir konak vardı” gibi her köşebaşıyla ilgili bir hikâye anlatırdı anneannem. Meraklı bir kadın olmasından da dolayı avucunun içi gibi bilirdi Çeşme’yi, bize de her bildiğini anlatırdı. O yüzden içimde bir yerlerde bir “köklerine dönme” hissi de vardı Çeşme’ye taşınmaya karar verdiğimizde.
Henüz üzerinden pek fazla zaman geçmese bile iyi ki “taşınmak için doğru bir zaman gibi” hissine kulaklarımızı ve kalbimizi kapatmamışız diyorum. Hiçbir zaman kolay olmayacaktı ne de olsa bu kararı vermek, içinde bir miktar kaygı barındıracaktı. Bir o kadar da güzellik, dinginlik, oksijen ve vakit… Kutluyorum bizi bu kadar uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir şeyi gerçekleştirebildiğimiz için.
Yani canımız Egemize saygımızla geldik, sonunda.

Yorum bırakın